24 Mart 2012 Cumartesi

Bilgisayar Nasıl Toplanır

Bilgisayar Nasıl Toplanır? PC toplayalım

Öncelikle gelişen teknolojilerin baş döndürücü olduğu günümüzde bilgisayarlarda çok hızlı bir şekilde yeni versiyonları ile karşımıza çıkmakta, Ancak ne kadar gelişmeler hızlı olursa olsun bilgisayarlardaki temel mantık aynıdır diyebiliriz.
 
Şimdi adım adım bir bilgisayar nasıl toplanır, görsellerle birlikte bir pc toplayalım.





Genel olarak bir bilgisayar nasıl toplanır belli sıralaması olsa da bunun sıralaması bazen kendi içinde değişiklik gösterir.

sizlere tower kasa üzerinden göstererek öğrenelim. Hem orta hem de küçük boy kasalar için de burada anlatılan toplama kuralları aynen geçerlidir.

Kullandığımız kasada genişleme kartlarını ve anakartı rahat takabilmek için dışarı doğru çekilen bir çekmece bulunuyordu. Bugün bir bilgisayar satılan yere gittiğinizde bir dizi değişik kasa tasarımı göreceksiniz. Bu konuya da Doğru Kasa Nasıl Seçilir? başlıklı yazımızda değinmiştik. İleride bazı parçaları çıkartmak zorunda kalmamak için satın aldığınız kasayı önceden bir incelemenizi ve kendinizi alıştırmanızı öneriyoruz.



Kasanın Açılması



Kullandığımız kasa ATX standardında ve 300-watt'lık güç kaynağı kullanıyor. İki tarafındaki paneller vidaları söküldükten sonra çıkartılabiliyorlar. Bazı kasaların ters U biçiminde tek bir dış kapağı olabilir. Her iki durumda da bu kapakları çıkartarak müstakbel bilgisayarınızın kasasının içerisine iki taraftan da erişebilir durumda olmalısınız.

Bir kasanın modülerliğini ve kalitesini ölçmek için fiyatına bakabilirsiniz. Genelde ucuz kasalarda bileşenleri belli bir sıra ile takmak zorunda kalırsınız ve bu kasaların metal aksamı yumuşaktır, keskin kenarları da olabilir. Pahalı kasalarda daha akıllıca tasarımlar uygulanmıştır, kullanılan malzeme daha sert ve sağlamdır, keskin kenarlar törpülenmiştir ve güç kaynakları daha kalitelidir.














Yan panelleri söküp kasanın içerisini açınca üretici firmanın kasanın içerisine koyduğu aksesuarları görürsünüz. Güç kablosu ve vidalar mutlaka olmalıdır, bazı durumlarda kasa ayaklıklarını da burada bulabilirsiniz.

Şimdi bu fotoğrafa bir kere daha bakalım. Fotoğrafta resmi görülen bileşenlerin markalarına bakıp da özel olarak önerdiğimizi düşünmeyin. Bu ürünleri tamamen demo amacı ile seçtik. Hangi firmanın hangi bileşenini alacağınıza tamamen kendiniz karar vereceksiniz

Anakartın Takılması (Mainboard'un Takılması)


   
Kasamızda bulunan çekmece anakartın ve bileşenlerinin takılmasını son derece kolaylaştıran bir seçenek. Ucuz kasalarda anakart direkt olarak kasanın üzerine vidalanır. Eğer bu tür bir kasa kullanacaksanız, önce kasayı bu taraf alta gelecek şekilde yere yatırmalısınız. Bundan sonra anakartı sabitlemek için kullanılacak olan ayaklıkları vidalayın. Resimde ayaklıklar kasanın üzerine takılı olarak görülüyorlar. Genelde kasanın paneline gerektiğinden fazla delik delinmiştir. Bu delikler anakartların oturtulması için kullanılan standart yerleşimleri gösteriyorlar. Bunlardan kaçının kullanılacağı tamamen kullandığınız anakartın üreticisine kalmıştır. Genelde her anakart her kasaya takılabilir. Anakartınızın delikleri ile kasanın deliklerini karşılaştırın ve ayaklıkların hangi deliklere oturtulacağına karar verin.











İşlemci ve Soğutucunun Takılması







DİKKAT:İşlemci soketinin anahtarını kaldırın












UYARI:İşlemciyi sokete takın, anahtarı tekrar kapatın.

Önce işlemciyi sokete oturtun. Bunu yapmak için soketin kenarında görülen anahtarın kaldırılması gerekiyor. Eğer işlemcinizin alt bölümüne bakarsanız bir köşede bir iğnenin eksik olduğunu göreceksiniz. Bu köşeyi soketin üzerindeki eksik delikli köşeye denk getirin. Bu köşe işlemcinin yanlış takılmasını engellemek için konmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta işlemciyi sokete girmek için hiç bir şekilde zorlamamak. Eğer işlemcinin yönünün düzgün olduğundan emin olmanıza rağmen işlemci sokete oturmuyorsa büyük ihtimalle iğnelerinden biri eğrilmiş demektir. Eğer bu tür bir durum söz konusu ise eğik iğneyi tornavida veya pense ile düzleştirin. İşlemciyi oturttuktan sonra anahtarı kapatın.

ÇOK ÖNEMLİ
Termal Macun veya Termal Ped Kullanmayı Unutmayın


İşlemcinin üzerine mutlaka termal macun veya termal ped uygulamalısınız. Bu işlem işlemci ile soğutucu arasındaki ısı transferini gerçekleştirmek için gerekli. Eğer bir işlemcinin üzerine termal iletken bir malzeme sürmezseniz işlemciyi yakabilirsiniz. Termal macunun kullanılmadığı durumlarda soğutucunun biraz yamuk takılması, iki tabakanın arasında toz ve kir kalması bile işlemciden ısının verimli olarak uzaklaştırılmasını engelleyecektir. Buna ek olarak, termal pasta işlemcinin üzerindeki "çekirdek" olarak bilinen temas yüzeyindeki mikroskopik yarıkları da doldurur. Bazı soğutucu üreticileri sattıkları ürünlerin paketine termal pasta da eklerler. Eğer sizinkinin içerisinden çıkmadıysa bir bilgisayar dükkanından yaklaşık 2 ya da 3 dolara alabilirsiniz

Soğutucunun Takılması

Bakır son derece verimli bir ısı iletkeni olduğu için bakır bir soğutucu kullanmayı tercih edin. Bir soğutucu satın almadan önce kullanacağınız işlemcinin soket tipini bilmelisiniz. İki tür soğutucu seçeneğiniz var - biri hem Soket A/462 ve Soket 370'e uyar, diğeri ise sadece Soket 423 (Pentium 4) içindir. 









Soğutucunun Fanına Elektriğin Bağlanması 


Fanın güç kablosunun neden üç kablodan oluştuğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bunlardan iki tanesi elektriği taşır, üçüncüsü ise fanın dönme hızını izlemek için kullanılır. Böylece BIOS her zaman fanın hangi hızda döndüğünü bilir.

Pentium 4 Sistemlerdeki Küçük Farklar

Soket 370 (Intel Pentium III veya Via C3), Soket A/462, ve Soket 7'lerde soğutucu hep aynı yöntemle takılır. Ancak Soket 423-tabanlı Pentium 4 sistemlerde küçük bir fark var. Intel anakart üreticilerinin soğutucuları işlemciye tam düz olarak oturtabilmek için plastik bir kılavuz kullanmasını zorunlu tutuyor. Ayrıca soğutucu aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi klipslerle değil tırnaklarla oturtuluyor. 




Pentium 4 anakartlarda 423 iğneli bir soket ve işlemci soğutucusu için raylar vardır. 

  Bir Pentium 4 soğutucusunun takılması















Belleklerin Takılması

Bellekler anakarta uygun olmalıdır. Şu anda piyasada üç tip bellek var: SDRAM, DDR SDRAM ve RDRAM. Kullanılacak belleğin tipi anakartın yongaseti tarafından belirlenir. Bellek standardını anakartın kutusundan veya kullanım kılavuzundan öğrenebilirsiniz.


DIMM bellek modüllerinin altında bellek yuvalarına uygun gelen bir çentik vardır. Belekleri zaten yanlış takamazsınız, ancak takmadan önce bellek modüllerini yuva ile aynı hizaya getirmelisiniz. Bundan sonra belleği yavaşça yuvaya doğru bastırın. Burada dikkatli olmalısınız, çok fazla bastırırsanız anakartın içerisindeki veri hatlarına zarar verebilirsiniz. En iyi yöntem önce bir tarafı, daha sonra diğer tarafı bastırmaktır. Bir taraf tam olarak oturtulduğunda bir çıt sesi duyacaksınız, anahtar çentiğin üzerine kapanacaktır. Bellekleri dışarı çıkartmak için anahtarları yanlara açmak ve bellek modüllerini elle dışarı çekmek yeterlidir.



Birinci engel aşıldı, anakarta işlemci, soğutucu ve bellek takıldı

Sabit Diskin ve Disket Sürücünün Takılması

Sabit diskinizi size uygun şekilde (single, master veya slave) ayarlamış olduğunuzu varsayıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafta sabit disk takılmış olarak görülüyor. Görebileceğiniz şu anda kasanın içerisini ayna gibi görebiliyoruz. Eğer anakart çekmecesini yerine itmiş olsaydık sabit diski sol taraftan vidalamak mümkün olmayacaktı.





Şu anda hala sabit disk ve disket sürücüye erişebiliyoruz. Kenardan disk vidalarını görebilirsiniz.

Her sürücünün iki tarafında da ikişer vida kullanın. Sürücü soğutma olayı özellikle günümüzün 7,200 rpm sürücüleri için çok önemli. 7,200 rpm hızında çalışan sabit disklerin ısısı kolaylıkla 50 derecenin üzerine çıkabilir. Bu yüzden diskin etrafında ısının dağılabilmesi için mutlaka biraz alan bırakmalısınız. Güç kaynağının fanı çoğu durumda kasanın içerisine yeterli hava akımı sağlayabilecektir

CD-ROM Sürücüsünün Takılması

Bir CD-ROM sürücünün takılması aynen bir sabit diskin takılması gibidir. Önce jumper ayarlarının doğru olup olmadığını kontrol etmelisiniz.



Bilgisayar kasasının ön paneli plastik bir kapak ile kapatılmıştır. Arka taraftan bakınca buradaki metal bölümü görürsünüz. Bu metal yekparedir, sadece sürücüler ve kablolar için gerekli delikler açılmıştır. Plastik kapağı çıkarttığınızda bu alanı görürsünüz. CE standartlarına göre ön panelin metal olması birkaç yıldır zorunlu. Çünkü metal elektromanyetik emisyonu düşürüyor.

Pratikte iki seçeneğiniz var. Eğer sürücü yuvaları kesilmiş, sadece ince bir metal ile duruyorsa bunları içeriden dışarı itip kırıp çıkartabilirsiniz. Daha pahalı olan yüksek kaliteli kasalarda ise bu kapaklar kolayca takılıp çıkartılabilirler. Bu aşamada kazaya uğramamak için önceden kontrol edip delikleri nasıl açacağınıza karar vermenizi öneririz. Ön delikleri açtıktan sonra CD-ROM sürücüyü içeri kaydırıp yerine vidalayabiliriz. Her zaman uygun boyutta ve dört adet vida kullanmaya dikkat edin. Vidaları çok fazla sıkıştırmayın, çok fazla sıkıştırmak metali eğebilir. Sürücü ne kadar hızlı ise bu eğiklikten o kadar etkilenecektir.

Vidaları sadede sürücüyü kaydırmayacak kadar sıkıştırmanız yeterli. Aynı sabit disklerde olduğu gibi CD-ROM sürücülerde de ısınma dikkat edilmesi gereken önemli bir faktördür.

Kabloların Bağlanması

Bilgisayarınız şu anda aşağıdaki fotoğraftaki gibi görünmelidir. Anakart, işlemci, bellekler, ekran kartı, ses kartı, sabit disk, CD-ROM ve disket sürücü gibi anahtar bileşenler takılmıştır. Şimdi sırada kabloları bağlamak var. 




Birinci bölümü okuduktan sonra biliyor olmanız gerekli, iki ana tip kablo var. Birincisi disket sürücünün 34-hatlı kablosu, ikincisi ise sabit disk ve CD-ROM sürücüler için kullanılan 40-hatlı (80 kanallı) IDE kablosu. for the hard disk and CD-ROM. Kablolar birinci hattı gösterecek şekilde renkle kodlanmıştır. Çoğu sürücünün üzerinde de birinci hattın nereye denk geleceğini gösterecek bir ibare vardır. Eğer sürücünüzde bu tür bir ibare yoksa aklınızda olsun, renkli bölüm her zaman güç kablosunun bağlandığı yöne gelir. 



 Sürücü Güç Konektörleri

 

Güç kaynaklarında sürücülere elektrik sağlayan en az beş kablo bulunur. Eğer bundan fazlası gerekiyorsa, bir "ayırıcı" kullanabilirsiniz. Bir ayırıcı, tek bir kablodan iki güç kablosu çıkartmak için kullanılır. Kabloların uçları ve girdikleri yerler hata olmaması için eğik şekildedirler.

Disket sürücülerinin fişleri (konektörleri) küçük boyutludur ve güç kaynağından gelen kablolar arasından ayırt etmek kolaydır. ATX kablosu da güç kaynağından anakarta elektrik iletmek için kullanılır. Duruma göre ATX12 veya P6 konektörünün bağlanması gerekebilir.

Ön Panel Bağlantıları 


Bütün anakartlarda ön panel fonksiyonları için gereken bağlantılar kartın alt sağ bölümüne yerleştirilmiştir. Anakartınızın kullanım kılavuzundan hangi iğneye neyin bağlandığını öğrenebilirsiniz. Anakatın üzerinde yazan kısaltmalar deneyimsiz kullanıcılar için bir anlam ifade etmez.

SP, SPK, veya SPEAK: Dört iğneli hoparlör bağlantısı
RS, RE, RST veya RESET - iki iğneli RESET kablosu buraya bağlanır.
PWR, PW, PW SW, PS veya Power SW - bunların hepsi güç düğmesi anlamına gelir, bilgisayarın açma/kapama düğmesinden gelen iki iğneli kablo bağlanır.
PW LED, PWR LED: Güç LED'i - Bilgisayarın açık olduğunu gösteren ön panel ışığının iki iğneli bağlantısı.
HD, HDD LED - bu iki iğneli bağlantıya sabit disk aktivitesini gösteren LED bağlanır
Ters veya düz takmak konusunda endişe etmenize gerek yok. RESET ve AÇMA/KAPAMA düğmeleri her durumda çalışırlar. Ancak LED'ler ters takıldığında çalışmazlar. Eğer bu türbir sorun yaşarsanız bağlantının yönünü değiştirmeniz yeterlidir.

Son Kontroller

Bütün bileşenleri taktınız ve bağlantıları yaptınız. Yeni bilgisayarınızı açmadan önce her şeyi bir daha gözden geçirmenizde yarar var. Aşağıdaki listedeki kontrolleri yapmayı ihmal etmeyin:

Anakartın jumper ayarları. İşlemciye uygun mu?
Sürücü jumper ayarları: master/ slave doğru mu?
İşlemci, bellek modülleri ve genişleme kartları tam olarak oturtuldu mu?
Bütün kabloları bağladınız mı? Tam olarak oturuyorlar mı?
Genişleme kartlarının vidalarını taktınız mı? Sürücüler sabitlendi mi?
Bütün sürücülerin güç bağlantılarını yaptınız mı?
Yukarıdaki listeyi de kontrol ettikten sonra bilgisayarınızı açabilir ve işletim sisteminizi yükleyebilirsiniz.

13 Mart 2012 Salı

Topraklarımızı rüzgardan ve sellerden yok olmaması için hangi çalışmalar yapmalıyız, Erozyon nedir, Erozyon çeşitleri, Erozyon Nedenleri, Erozyondan Korunma





Topraklarımızı rüzgardan ve sellerden yok olmaması için hangi çalışmalar yapmalıyız, Erozyon nedir, Erozyon çeşitleri, Erozyon Nedenleri, Erozyondan Korunma

Erozyon; Tabiatta bir varlığın yerine bir daha yerine gelmeyecek şekilde kaybolmasıdır diyebiliriz. Erozyonda insanın müdahelesi söz konusu değildir. erozyon yavaş yavaş meydana gelir. Erozyon toprak biliminde; yeryüzündeki ana materyallerin değişik etkenlerle aşınıp taşınması olayı olarak tarif edilmektedir.

Erozyonun Çeşitleri

- Akarsu Erozyonu (Seller, Nehirler)
- Canlıların Erozyonu (Yanlış otlatma, Yanlış ekim yapma, Orman yangınları ve kaçak ağaç kesimleri, Başıboş keçi, Kökleme)
- Yağmur suların erozyonu
- Su Erozyonu,








- Rüzgar erozyonu ( Deflasyon, Korozyon )
- Deniz suların Erozyonu
- Çığ
şeklinde sayabiliriz.

Erozyon Nedenleri
- Topoğrafya
- Jeolojik ve Torak yapısı
- İklim
- Bitki Örtüsü
- Ölü örtü

Rüzgar Erozyonu Nedir - Rüzgar erozyonu ne anlama gelir

Bitki örtüsünün olmadığı, veya çok az olduğu zeminlerde toprağın rüzgarla yerinden çıkartılıp başka bir yere taşınmasına denir.

Erozyon hangi sonuçları doğurur
 
- Kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırır.
- Çevrenin dengesi bozulur.
- Meraların azalması hayvancılın azalmasına sebep olur.
- Taşınan verimli topraklar, baraj gölünü doldurarak, ekonomik ömrü azaltır
- Toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını çekmediğinden, 
tabi su kaynakları düzenli ve verimli olarak beslenemez.
- Yok olan toprak örtüsünün yeniden oluşması için uzun bir zaman gerekir.
- İçilen sularda kirlenme olur.


Erozyonun Ülkemizdeki durumu

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanı sıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90’ında çeşitli şiddetlerde erozyon devam etmektedir.
Türkiye'de akarsularla birlikte birim alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir.

Erozyondan korunmak için veya topraklarımızı rüzgardan ve sellerden yok olmaması için hangi çalışmalar yapmalıyız

 - Mevcut ormanlar korunmalı,
- Hayvanların ormana zarar vermesi engellenmeli 
- Mevcut meralar korunmalı
- Düz zeminlere fidanlar dikilerek ağaçlandırma yapılmalı
- Ormanlık alanlarda hayvanlara uygun ortam oluştulmalı
- Tarlalar yamacın eğimine göre dik sürülmeli
- Her çeşit meyve tarımına ağırlık verilmeli
- Ekim işleri teşvik edilmeli
- Ormana yakın yerlerde yaşayanlara çeşitli geçim kaynakları oluşturulmalı
- Ormanlarda ağaç kesimi görevlilerin denetimi kontrelleri sonucu yapılmalı
- Baraj gölü yamaçları ağaçlandırılmalıdır.
- Akarsu taşkınları önlenmelidir.
- Anız örtüsü yakılmamalıdır.

Erozyon konusunda toplumumuzun yedisinden yetmişine kadar topraklarımızın yok olmaması için bilgilendirilmesi gereklidir. Ormanlarımızın korunmasına yönelik gazetelerle, televizyonlarla, kitaplarla, okullarda öğrencilerimize eğitimler verilmelidir. Atalarımız 'Yaş Kesen Baş Keser' diyerekten ormanlarımızın korunmasına manidar yüklem eklemiştir.  

8 Mart 2012 Perşembe

Hafızanızı Geliştirin! Kendinizi Keşfedin!


   

Hafızanın Farkına Var, Kendini Keşfet

İnsanoğlunun farkında bile olmadığı en naciz yeteneği hafızasıdır.
İnsanın yaşadığını hatırlayamadığını düşünmesi hayatı yaşanmaz hale getirirdi eminim.
Hafızayı bellek olarak da değerlendirebiliriz. İnsan 0-10 yaş arasında yaşadıklarını belleğine atar, daha sonra ise belleğini geliştirmesi çok da zor değil!

 
Bellek (hafıza) insanoğlunun sahip olduğu en hayati ve önemli yeteneklerinden birisidir. Yunus Emre ‘İlim İlim bilmektir, İlim kendin bilmektir’ der, bu yaklaşımla insan hafızası sayesinde kendini keşfetmektedir. Sahip olduklarının, hafızanın farkına varmaktadır.   

Bir an için durup zihnimizden belleğimiz olmasaydı ne olurdu? diye düşünelim, düşünmesi bile korkunç değil mi? Düşünün sabah uyandığınızda yapacağınızı bilmiyorsunuz. beş dakika önce arkadaşınızla neler konuştuğunuzu ne yediğinizi veya iki saat sonra yapacaklarınızı hatırlayamıyorsunuz. Ailenizi, arkadaşlarınızı hatılamıyorsunuz. Bunun felsefesi olarak ara-bul-geriye getir! diyebiliriz.

Kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanı olan Doğan Cüceloğlu hafızayı geliştirmek
için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi öneriyor. Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylüyor. Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında da uygulanırsa başarıya ulaşılabileceğini de sözlerine ekliyor.

 

İŞTE O ALTI AŞAMA

Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir. Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayrılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalışılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir.

Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanma.

Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap ararcasına okuma yapılması.

İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arasındaki bağlantıların neler olduğu anlaşılacaktır.

Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekrar edilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesi gerekir.

Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadığını gözden geçirin. Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekir.



6 Mart 2012 Salı

İletişim Nedir, Nasıl olmalı ve ne zaman başlar?



İletişim nedir dersek bu kavramın üzerinde birçok iletişimin tanımı yapılmıştır.
Benim için iletişim paylaşımdır, paylaşımın çok olduğu bir ortamda iletişiminde çok sağlıklı olduğu ve paylaşımın derecesine göre mutluluğun ve başarılarında bu oranda artacağı düşüncesindeyim.

Vermiş olduğum eğitimlerde, yapmış olduğum gözlemler beni bu doğrultuda 
değerlendirmeye yönlendirmiştir.  

İnsan, doğduğu günden itibaren iletişimin bir parçasıdır. Önce ağlamayı, mırıldanmayı, yüz ifadelerini ya da jestleri kullanır. Sonra etrafındaki sesleri taklit etmeyi ve daha sonra ise tek kelimeleri kullanır ve sonra da cümlelere doğru ilerler.

Açıklamayı istediğiniz fikirler karmaşık hale geldikçe, insanları etkilemede kelime seçme ve kullanım becerileriniz de buna paralel olarak artmaktadır.

Bir iletişimci olarak bu becerilerimizi hayatımız boyunca geliştirmeye devam edebiliriz.






Sizinle bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.


Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış... Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş... ve onu ''Renklerin ustası''anlamına gelen “RANGA ÇELERİ” olarak tanınsa da; kısaca RANGA GURU derlermiş... Onun yetiştirdiği bir ressam olan raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak RANGA GURU’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş… RANGA GURU ise “sen artık ressam sayılırsın racaçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek.” diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı koymuş yanına. Racıçi denileni yapmış ve bir kaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş ne görsün resmi nerdeyse çarpılardan gözükmüyor...Çok üzülmüş tabi. emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar gibiymiş sanki... Alıp resmi götürmüş RANGA GURUYA ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. RANGA GURU üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. raciçi yeniden yapmış resmini ve yine RANGA GURUYA götürmüş... Yine resmi şehrin en kalabalık yerine koymasını istemiş ranga guru.. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya,bir kaç fırça ile birlikte...ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden bir yazı koymuş. Raciçi denileni yapmış ...Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış...Çok sevinmiş ve koşarak RANGA GURUya gitmiş ve resme dokunulmadığını söylemiş. RANGA GURU ise; “ sevgili raciçi sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün...Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı...Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin ,yapıcı olmalarını istedin ...Yapıcı olmak eğitim gerektirir… Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı,cesaret edemedi...sevgili raçici mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın…emeğinin karşılığını, ne yaptığını haberi olmayan insanlardan alamazsın...Onlara göre senin emeğin hiç bir değeri yoktur...Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma... demiş.

İletişim nasıl olmalı? Sağlıklı iletişim, geliştirilebilir olmalı, olumlu olmalı, pozitif düşüncesi ile hareket etmeli, bununla beraber gelişim paylaşımla gerçekleşir.

Her paylaşım bir katkıdır, katkıları yaparken de yapıcı olunmalıdır.